EYT’lileri Meclis’te Tanpınar’ın şiiriyle anlattı

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, EYT sorununu bir kez daha Meclis kürsüsüne taşıdı. Cesur, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bir Adın Kalmalı” adlı şiirini hatırlatarak, iktidarın EYT’lilerden af dilemesi gerektiğini söyledi.

Büyütmek için resme tıklayın

Meclis’te Bireysel Emeklilik Yasasında değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifinin görüşmeleri sırasında EYT konusunu gündeme getiren İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, iktidarın EYT’lilerden af dilemesi gerektiğini söyledi.

Cesur’un açıklamaları şöyle:

“Bugün görüştüğümüz emeklilik konusu 84 milyonu ilgilendiren bir konu ve sadece emekli aylığı alan 12 milyonu ilgilendirmiyor. Bugün, çalışanları ve gelecekte çalışacakları da ilgilendiriyor bu konu. Emeklilik koca bir devlet sistemi esasında, sosyal devlet sistemi. Ömürler uzuyor ancak yaşlılıkla beraber, yaş almayla beraber, yaş aldıkça beden gücü biraz düştüğü için tercih edilmez hâle geliyor çalışanlarımız ve işte o zaman, yaşlılıkta, yaş ilerleyince insanca yaşamayı hak ediyor emekliler. Çalışmadan insan onuruna yakışır bir geçim nasıl olacak peki o yaşta? İşte bütün mevzu burada başlıyor. Yaşla beraber artan yaşam ve sağlık masrafları nasıl karşılanacak? Başkasına muhtaç olmadan hayatımızın son yıllarını nasıl geçireceğiz? Hepimizi ilgilendiren bir konu esasında. Çok üzülerek söylüyorum: Yirmi yıllık iktidar politikalarının ardından emeklilik sistemimiz bu kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak duruma gelmiş. Yirmi yıl, yirmi beş yıl çalışmış, maaşlarından yıllarca prim ödemiş vatandaşlarımıza layık görülen aylık geçinmesi imkânsız bir meblağ. 2.500 lirayla geçinebilir mi arkadaşlar? Daha bugün 2.500’ü konuşuyoruz -daha yılbaşından önce 1.500 liradan bahsediyorduk- ve 2.500 lirayla emeklinin geçinmesini bekliyorsunuz. Asgari ücretliler ayağa kalkmışlar, haklılar, “4.250 lirayla geçinilir mi?” diye. Peki, emekli ne yapacak? Daha geç emekli olanın aylığı sistemdeki hatalardan dolayı daha düşük, 2008 sonrası emekliliklerde bu mağduriyet çok fazla.

Bir de EYT’li kardeşlerimiz var. Günleri tam, primleri tam ama hakkını alamıyor EYT’liler. Onlara diyorlar ki: “Emeklilik için gençsin, çalışmak için yaşlısın.”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dizeleri geliyor akla, diyor ki Ahmet Hamdi Tanpınar: “Beni affet/Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.” Şimdi, o, Ahmet Hamdi Tanpınar “Beni affet.” diyor ama sizin de söz verip tutmadığınız, EYT’lilere karşı söz verip tutmadığınız, senelerdir hayatlarını ızdıraba çevirdiğiniz EYT’liler için “Beni affet.” demeniz lazım, af dilemeniz lazım EYT’lilerden. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Ve yüz binlerce vatandaşımız mahkûm. Neye mahkûm? Gelirsizliğe mahkûm. Şimdi, emeklilik yaşı 65’e ötelendi. Gençlerimiz bakıyorlar, emekli olan dedelerine, ninelerine bakıyorlar, yaşam koşullarına bakıyorlar ve diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Mevcut emekli maaşıyla geçinemeyen annelerine, babalarına bakıyorlar, diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Çalışmaya başlıyorlar bordrolarında maaşlarından 500, 500; 1.000, 1.000 kesilene, brüt-net farkına bakıyorlar, diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Ve soruyorlar: “Bu kesintileri biz niye ödeyelim.” Sormuyorlar mı zannediyorsunuz? Şimdi, öyle olunca da gençlerimiz, kendilerinin neyi beklediği bilerek ve görerek   -hâliyle çok da aklı başında, akıllı hepsi- diyorlar ki: “Ben bu parayı bugün alayım. 65’e kadar kim çalışıp da en sonunda bize bekleyen bu sona gelsin. Bugün alayım.” İşte, “Bugün alayım.” dediği yerde o kayıt dışılığın, mevcut sizin sisteminizin getirdiği kayıt dışılığın içine bir anda kendini dâhil olmuş buluyor gencimiz. Ve tabii ki işveren de -bu işten mevcut ekonomik durum nedeniyle sıkıntıda olduğu için- bunun içerisine dâhil oluyor ve o da bundan istifade etmeye başlıyor; işte, buyurunuz kayıt dışılık. Kayıt içi çalışma, çalışmayla alakalı güvenceler için önemli ama bunun en önemli kısmı emeklilik değerli arkadaşlar. Emekliyi cazip hâle getirmezsen, emeklinin aylığını sefalet seviyesine sokarsan, bugünün çalışanını da sosyal sigorta sistemine girmeye ikna etmekte başarılı olamazsın; olamadınız bu yüzden. Sosyal sigorta sistemimiz 100 milyar lira açık veriyor her sene, her sene bu açığı veriyor. Ve emekli başına düşen çalışan sayısı 2. Şimdi, bu ne demek biliyor musunuz? Yani her 2 çalışan primiyle 1 emeklinin hatta 1’den daha fazlasının aylığını karşılamaya çalışıyor. Ama Avrupa’da bu nasıl biliyor musunuz? 4 çalışana 1 emekli. Yani siz böyle bir sosyal sigorta sistemini sürdüremezsiniz; sürdüremiyorsunuz demek bu.

Şimdi, ILO’nun verilerine bakıyoruz; Türkiye’de kayıt dışı çalışma yüzde 30’larda. Yani herkes kayıt içine alınsa 3 çalışan 1 emekliye bakar olur, siz de hiç değilse yüzde 50 emeklinin maaşını arttırırsınız. Bakın, yöntem veriyorum size. Şimdi, siz emeklilik sistemini bozdukça kayıt dışına geçişler artmış, bütçe açığımız artmış. Emeklilerimize ne düşmüş biliyor musunuz? Müebbet sefalet. Şimdi, bu son yirmi yılın ürünü. Bireysel emeklilik sistemleri oluştu, benim konuştuğum madde bunu ilgilendiriyor. Yüzde 25’ten 30’a çıkarıyorsunuz, aslında bu, bireysel emeklilik sistemleri, programları devlet desteği kapsamına alıyor demek, vatandaşların geleceklerine yatırım yapması demek. Ama kimlere yapıyorsunuz bunu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz.

AYLİN CESUR (Devamla) – Yine parası çok olan adam bunu yatırım finansal bir araç hâline dönüştürmüş. Yine parası çok olana daha fazla destek veriyorsunuz. Yani eğer 1,5 milyar lira daha arttırıyorsanız bugün bu maddeyle, 7,5’tan 9’a çıkıyor, bu, devletin hazinesinden, bizim vergilerimizden gidiyor. Ama ne yapıyorsunuz? Ne kadar çok parası varsa ona gidiyor yani yoksula ve orta derecenin altında olana yine para yok.

Şimdi, arkadaşlar, formül basit; primler adaletli toplanacak, emekli aylıkları adil düzenlenecek, günün koşulları uygun miktarına yükseltilecek, kayıt içine geçiş teşvik edilecek. Daha ne yapmalısınız? Bütün çalışanların hak ettikleri bir emekliliğe kavuşacağının garantisi vermelisiniz. Siz bunların hiçbirisini yapmayacaksınız, yapamıyorsunuz zaten. Bunu geldiğimiz zaman iktidarımızda biz yapacağız.

Az evvelki söylediğim şiirde Ahmet Hamdi diyordu ki: “Evet nihayet

Bir adın kalmalı geriye

Bir de o kahreden gurbet.” Ne olacak biliyor musunuz? Ben de diyorum ki -yine Ahmet Hamdi’yle bitirelim- sizin bir adınız kalacak geriye, onda da milletimize ve emeklimize reva gördüğünüz sefalet. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)”

# EKONOMİ İLE İLİŞKİLİ:
# GÜNDEM İLE İLİŞKİLİ:

14 Oca 2022 - 13:01 - Yaşam

Muhabir  Cihan Kayalı

Son bir ayda memuralimlari.net sitesinde 121.655 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Memur Alımları Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Memur Alımları hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Memur Alımları editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Memur Alımları değil haberi geçen ajanstır.